09719d25-76a0-49ef-a317-93d93bedf6dd tak%C4%B1nt%C4%B1larla-ba%C5%9Fa-%C3%A7%C4%B1kmak
İyi Hayat06-10-2021

Takıntılarla Nasıl Başa Çıkarız? 

Birçok insanın talihsizliği önlemek için uyguladıkları alışkanlıkları ve batıl inançları vardır. Örneğin, insanlar kötü şansı savuşturmak için genellikle merdivenlerin altından yürümekten kaçınırlar ya da tahtaya vururlar. Takıntılar ve zorlamalar aslında bunun daha aşırı bir şeklidir. Bu, insanların her gün büyük süreler boyunca tehlikeyi en aza indirmeyi amaçlayan davranışlar sergilemesi olarak özetlenebilir.

Takıntı, bir kişinin kontrol etmesi zor olan istenmeyen düşünceler, dürtüler veya görüntüler yaşadığında kullanılan kelimedir. Yaygın takıntılar şunları içerir:

  • Sürekli bir şeyi yapmayı unuttuğunu düşünmek, ya da yapıp yapmadığından defalarca emin olamamak (örneğin kapıyı kilitlemek veya ocağı kapatmak),

  • Mikrop kapmak konusunda aşırı endişelenmek,

  • Başkalarına zarar vereceğini ya da başkalarından sürekli zarar göreceğini düşünmek,

  • Sosyal olarak kabul edilemez davranışlarda bulunma korkusu,

  • Düzen ihtiyacı (örneğin, her şey doğru yerde olmalı).

Bu takıntılar doğal olarak endişe uyandırır ve genellikle neden oldukları rahatsızlığı etkisiz hale getirmeye çalışan zaman alıcı ritüellere sebebiyet verir. Takıntıların neden olduğu sıkıntıdan kurtulmak için yapılan ritüeller bazen zorlama olarak adlandırılır. Zorlama örnekleri şunları içerir:

  • Görevleri doğru şekilde yerine getirip getirmediğinizi defalarca kontrol etmek (örneğin kapı kilitleri),

  • Eşyaları 'doğru yerlerine' koymak,

  • Kendini iyice temizlemek,

  • Evi ve eşyaları temizlemek,

  • Öğeleri saymak.

İnsanlar ayrıca tehlikeyi en aza indirmek için sık sık sessizce dua eder, mutlu görüntüler resmeder veya tekrar tekrar sözler söyler. Takıntılar ve zorlamalar genellikle bir arada belirir, ancak bazen teker teker de ortaya çıkabilirler.

Nedenleri nedir?

Düşünce tarzı

Bazı insanlar, takıntı geliştirmeye uygun bir düşünme stiline sahip olabilir. Örneğin, takıntı ve zorlanma geliştiren insanlar, kötü bir şey olma ihtimalini abartma eğilimindedir. Bu nedenle, bu olasılıktan kaçınmak için çok çaba sarf ederler (örneğin, kapılarının bir düzine kez kilitli olup olmadığını kontrol ederler). Bazıları, olumsuz bir şey olursa sorumlu tutulacaklarına ve suçlanacaklarına inanırlar. Herkesin zaman zaman istenmeyen ve alışılmadık düşünceleri olduğunu biliyoruz. Bununla birlikte, takıntı ve zorlama geliştiren kişiler, istenmeyen düşüncelerini oldukça önemli görme eğilimindedir. Örneğin, olağandışı bir düşünceye sahip olunca (birine zarar vermek gibi), onu anlamsız rastgele bir düşünce olarak görmekten ziyade, gerçekleşme ihtimalinin düşündükçe arttığına inanabilirler.

Bazen de insanlar hoş olmayan bir düşünceye sahip olmanın bunu yapmak kadar kötü olduğuna inanırlar. Benzer şekilde, hoş olmayan düşüncelere sahip olmanın kendilerinin olağandışı olduklarına veya kendilerinde bir sorun olduğuna dair bir işaret olmasından endişelenirler. Bu yorumların bir sonucu olarak insanlar düşüncelerinden dolayı sıkıntılı, korkmuş, suçlu hissedebilir ya da utanabilirler.

Tecrübeler

Takıntılar ve zorlamalar, genellikle bir kişinin hayatındaki bir stres döneminin ardından gelişir (örneğin bir yas, mali sorunlar veya iş stresi). Birinin yaşam boyunca yaşadığı deneyimlerin de bir etkisi olabilir. Örneğin, temizliğin yüksek önceliğe sahip olduğu bir evde büyüdüyse, hijyen sorunlarına karşı kendiliğinden bir duyarlılık geliştirebilir.

Biyolojik Nedenler

Ayrıca biyolojik faktörlerin obsesyonların ve zorlamaların gelişiminde küçük bir rol oynadığına dair bazı kanıtlar vardır. Örneğin, eğer yakın ailenizden biri takıntı sorunuyla karşı karşıyaysa, küçük de olsa etkilenme şansınız olabilir.

Nasıl üstesinden geliriz?

Takıntınızın ne olduğuna karar verin

Ne hakkında uzun uzun düşündüğünüzü tam olarak anlamak yardımcı olabilir. Örneğin, işteki bir hata, bir konuşma veya şirketinizin finansal istikrarı konusunda takıntılı olabilirsiniz. Ama asıl endişeniz, işinizi kaybetmek olabilir. Düşüncelerinizi tek bir cümleyle özetlemeye çalışın. "İşimi kaybedebileceğimden endişeliyim" gibi. Bunu yaparak, gerçek durumu ele alır ve kontrol sahibi olursunuz.

Kendinize zaman verin

Bazı durumlarda endişelenmeye hakkınız olduğunu kabul edin, ancak bunu yapacağınız zamanı sınırlayın. Kendinize endişelenmek için kısa bir süre, belki 15 veya 30 dakika verin. Bu süre zarfında takıntılı düşüncelerinizi yazın. Günün diğer saatlerinde durumdan endişe duyuyorsanız, belirlediğiniz endişe zamanına kadar beklemesi gerektiğini kendinize hatırlatın.

Derse odaklanın

Yaşadığımız her durum bize bir şeyler öğretme potansiyeline sahiptir. Neyi düşündüğünüzü düşünün ve kendinizi geliştirmek için onu nasıl kullanacağınızı görün. Örneğin, iş yerinde yaptığınız bir hata hakkında kafa yoruyorsanız, aynı hatanın bir daha olmamasını sağlamak için atabileceğin adımlar hakkında düşünün. Böylece nasıl gelişebileceğinize bakarak, olumsuzdan ziyade durumun olumlu yönüne odaklanmaya başlarsınız.

“Burada bulunan içeriğimize erişim sağlamadan önce internet sitemizin kullanım koşullarını incelemeni tavsiye ederiz.”

NN ve Albert Sağlık iş birliği ile
nn logo
albert health logo

Copyright © 2022 İyi Hayat