herkes-bana-mı-bakıyor optimized
İyi Hayat07-03-2022

Herkes Bana  Bakıyor? 

Daima gözetlendiğinizi mi hissediyorsunuz? Peki, bunu gerçekten gözlemleyebiliyor musunuz? Her hareketinizin, podyum modellerinin, aktörlerin, tutsakların ve hatta avcının bir avı gibi izlendiğini mi düşünüyorsunuz?

Her kaldırım bir sahneymiş gibi, her sokak, başkalarının olduğu her oda! Hatta kendinizle baş başa kaldığınızda bile bu hisse kapıldığınız oluyor mu?

1906 tarihli bir psikiyatri dergisi, ilk olarak "skopofobi" terimini "hastalıklı bir utanma" ve "görülmekten duyulan hastalıklı bir korku"yu tanımlamak için kullanmıştır. Skopofobik bir kişi yüzünü sakınır ve mümkün olduğu yerde insanlardan kaçınır ve görüş alanından uzaklaşır. Elbette bu bahsettiğimiz terim ileri bir düzeyi tanımlar ama hemen hemen herkes hayatında bir kez bile olsa böyle hissetmiştir.

Aslında bazılarımızda bu korku, küçükken çok fazla, çok dikkatle izlenmekten kaynaklanır.

Sanki bizi izlemediklerinde kendimizi utandıracağımıza, onları yani ebeveynlerimizi utandıracağımıza, hata yapacağımıza hatta kendimizi tehlikeye atacağımıza inanırlar.

Genç bir adam ya da kadın olduğumuzda duvarların ötesini ve doğrudan aklımızın içini görebildiklerini dahi söylerler.

Biz daha çok küçükken yıkanmamızı ve uyumamızı izlerler.

“Kilo mu aldın? Yüzünde sivilce mi çıktı?” Böyle sorulara da çok maruz kalmışızdır.

“Saçlarının ne kadar güzel olduğunu gördün mü? Bununla oynamalı mı? Herkese nasıl dans ettiğini göster hadi! Doktor, onu muayene edin!” Bizim yerimize konuşup karar vermeleri bir yere kadar normaldir elbette, ama her şeyin bir sınırı yok mudur?
Niyetleri kötü olduğundan değildir, bu zaten apaçık ortadadır. Fakat bazen bu durumdan sıkılırız. Merkezi konumda olmaktan yıldığımız olmuştur. Bazen isyan etmişizdir. Peki, fazla ilgi midir bizi rahatsız eden yoksa bir kuklaymışçasına oynatılmak mı?
Ve bunun sonunda bazılarımız sonsuza kadar kesintisiz gözlemciler tarafından tutulan devasa hayali mikroskoplar, teleskoplar ve büyüteçlerle karşı karşıya kalırız. Yani en azından bu fanteziye kapıldık, sanki bir filmdeymiş, sahnedeymişiz gibi yürür olduk. Oturup kalkarken bile gereğinden fazla düşündük. Konuşmalarımız bir bakıma robotlaştı, sanki daima bir görüşmedeymişiz gibi hareket eder olduk.

Kendimizi sürekli sorguladık: Gülümsemeli miyim? Bu şapkayı takmalı mıyım? Acaba şu kişi şöyle yaparsam ne düşünür? Şimdi buradan çıksam saygısızlık mı etmiş olurum?

Bizi çok fazla izleyerek, sözlerimizin, düşüncelerimizin ve eylemlerimizin gerçekten bize ait olmadığına, gerçek ya da hayalet izleyiciler tarafından görülene, ölçülene ve derecelendirilene kadar değersiz ve yarım kaldığına bugün bile bizi inandırırlar…Eğer biz buna izin verirsek.

Öğrenene kadar, inanana kadar kendimize milyonlarca kez hatırlatmalıyız: Aslında kimse bizi izlemiyor. Dışarıdaki diğer gözlerin görecek çok daha ilginç şeyleri var. Senin gözüne batan şeyi onun gözü görmüyor bile. Bunu bilmek, bu şekilde hissettiğinizde kendinize tekrarlamak ve kendinizi hayatınızın merkezine koymanız yapmanız gereken tek şey. Size bakan tek kişi sizsiniz, tuhaf ya da olağandışı değilsiniz. Çok kibar, çok sıcakkanlı ve iyimser olabilirsiniz. Fakat önce kendinize takındığınız tavır bu olmadıkça, dışarıya mükemmel olmanın hiçbir anlamı yoktur.

“Burada bulunan içeriğimize erişim sağlamadan önce internet sitemizin kullanım koşullarını incelemeni tavsiye ederiz.”

NN ve Albert Sağlık iş birliği ile
nn logo
albert health logo

Copyright © 2022 İyi Hayat