hemoglobin-nedir
Dr. Suat Sarp07-06-2022

Hemoglobin Nedir? 

Kanda eritrosit hücreleri içerisinde bulunan ve temel görevi oksijeni bağlayarak dokulara taşımak olan hemoglobin, kompleks yapılı bir protein molekülüdür.

Kanda eritrosit (alyuvar) hücreleri içerisinde bulunan ve temel görevi oksijeni bağlayarak dokulara taşımak olan hemoglobin, kompleks yapılı bir protein molekülüdür. Hemoglobin, her bir eritrositin kuru ağırlığının %90’lık kısmına yakın bir bölümün oluşturur ve eritrositin kendine özgü iki taraftan basık (konkav) disk şeklini oluşturur.. İçeriğindeki demir ise hemoglobine kırmızı rengi verir. Her bir eritrositte 300 milyon hemoglobin molekülü mevcuttur.

Bir hemoglobin molekülü “globin” adı verilen dört polipeptid zinciri (protein kısım) ile dört “hem” grubundan oluşur (4 hem + 4 globulin = 1 hemoglobin molekülü). Molekülün globin kısmında bulunan dört adet -aminoasitlerin sıralanmasıyla oluşmuş- polipeptid zincirin her biri, bir hem grubuna bağlıdır. Hem molekülleri ise protoporfirin (pirol halkası içeren bileşik) bir halka ve ortasına yerleşmiş demirden oluşur. Dolayısıyla bir hemoglobin molekülünde 4 hem grubu, dolayısıyla 4 demir atomu bulunur. Oksijen demire bağlandığından, her bir molekül hemoglobin 4 oksijen molekülü (4xO2 = 8 atom oksijen) bağlar.

Hemoglobin molekülünün en önemli özelliği oksijenle gevşek ve yön değiştirebilir (tersinir) olarak bağlanma yeteneğidir. Vücutta hemoglobinin başlıca fonksiyonu akciğerlerde oksijenle bağlanabilme ve ardından, oksijen gaz basıncı akciğerlerden çok daha düşük olan doku kılcal damarlarında, bu oksijeni bırakmaktır. Oksijen, hemoglobin molekülündeki demire gevşekçe bağlanır. Bu aşırı derecede zayıf bir bağdır, bu yüzden birlik kolayca bozulabilir. Ayrıca oksijen iyonik oksijen değil, iki oksijen atomundan oluşan moleküler oksijen halinde taşınır, dokularda bağlantının zayıflığı ve kolayca tersinir olması nedeniyle iyonik oksijen yerine çözünmüş moleküler oksijen halinde doku sıvılarına geçer.

Farklı hemoglobin alt tiplerinde polipeptid kısmının amino asit içeriğine bağlı olarak hafif farklılıklar vardır. Zincirlerin farklı tipleri, alfa zincirleri, beta zincirleri, gama zincirleri ve delta zincirleridir. Sağlıklı erişkin insanda en sık rastlanan hemoglobin çeşidi olan hemoglobin A, iki alfa zinciri ve iki beta zincirinin birleşmesinden oluşur.

Anne karnındaki bebeğin kanında ise fötal hemoglobin dediğimiz (HbF) 2α, 2Υ zinciri içeren hemoglobin mevcuttur. HbF, anne kanından bebeğe oksijen geçişini kolaylaştırır. Doğumdan sonra yavaş yavaş Hb A sentezi başlar ve bütün HBF’ lerin yerini HbA alır.

Hemoglobin polipeptid zincirlerinin sentezinde anormallikler olursa anormal hemoglobinler (Hb C, Hb J, Hb S gibi) ortaya çıkar. Bu durumlara hemoglobinopatiler diyoruz. Bir çoğu problem yaratmazken çok ciddi patolojik tablolara yol açanlar da olur.

Hemoglobin zincirlerinin doğası, hemoglobinin oksijen bağlama eğilimini belirler. Zincir anormallikleri hemoglobin molekülünün fiziksel niteliklerini değiştirebilir. Örneğin, orak hücreli anemide mutasyon sonucu iki beta zincirin her birinde bir noktada glutamik asit, valin aminoasidi ile yer değiştirmiştir. Böyle bir hemoglobin (HbS) düşük oksijen basıncında (vücudun düşük oksijen basınçlı bölgelerinde) kalırsa, eritrositler içinde uzunluğu bazen 15 mikrometreyi bulan kristaller oluşturur. Bu durum eritrositlerin çok küçük kapillerlerden geçmesini hemen hem en olanaksız hale getirir ve kristallerin sivri uçları hücre membranlarını yırtarak ağır bir kansızlık tablosuna yol açan orak hücreli anemiye neden olur.

Hemoglobin anormalliklerinin bir diğer şekli de hemoglobinin alfa ya da beta zincirlerinden bir ya da daha fazlasının (polipeptid zincirlerinin) eksik sentezlenmesi sonucu ortaya çıkan Talasemi tablolarıdır. Bozuk gen tek bir ebeveynden kalıtıldıysa tablo daha hafifi seyreder, ancak her iki ebeveynden bozuk gen alan bireylerde çok ağır anemi tablosu görülür. Talasemi, Akdeniz ülkelerinde yaygın bir hastalıktır.

Doğumda 13.5-24.0 g/dl (ortalama 16.5 g/dl), 1 aylıktan küçük bebeklerde 10-20 g/dl (ort. 13.9 g/dl) olarak ölçülen hemoglobin 1-2 aylık bebeklerde 10-18 g/dl (ort. 11.2 g/dl) gibi düşük düzeylere iner. Bebeklerde görülen bu geçici fizyolojik aneminin nedeni kilo almaya, doğumdan sonra eritropoetinin azalmasına ve bebekteki hemoglobin F’nin yaşam süresinin kısalığına bağlıdır; bu durum bebeğin sağlığını olumsuz etkilemez. 2-6 ay arasında 9.5-14 g/dl (ort.12.6 g/dl), 6 ay-2 yaş arasında 10.5-13.5 g/dl (ort.12 g/dl), 2-6 yaş arasında 11.5–13.5 g/dl (ort.12.5 g/dl), 6-12 yaş arasında 11.5–15.5 g/dl (ort.13.5 g/dl) olarak ölçülen hemoglobin düzeyleri 12-18 yaş arası kadınlarda 12–16 g/dl (ort.14.0 g / dl), 18 yaş üstü kadınlarda 12.1–15.1 g/dl (ort.14 g/dl) iken, 12-18 yaş arası erkeklerde 13-16 g/dl (ort.14.5 g/dl), 18 yaş üstü erkeklerde 13.6–17.7 g/dl (ortalama 16 g/dl) olarak saptanır.

Hemoglobin Düşüklüğü

Hemoglobin’in kadındaki normal değerleri ortalama 14 gr/dl, erkekte 16 gr/dl’ dir. Dünya Sağlık Örgütü’ne göre, hemoglobin değerinin erkeklerde 13 gr/dL, kadınlarda ise 12 gr/dL’nin altında olması anemi (kansızlık) olarak adlandırılır.
Hemoglobin düşüklüğünün en sık nedenleri arasında demir/folik asit/B12 vitamin eksikliği sebepli anemiler, kan kaybı, böbrek rahatsızlığı, kemoterapi yer alır. Nefes darlığı, göğüs ağrısı, baş ağrısı, baş dönmesi, çarpıntı, üşüme hissi, solukluk, el ve ayaklarda soğukluk gibi belirtilere neden olur.

Hemoglobin seviyesini yükseltmek İçin zengin demir içerikli gıdalar (kırmızı et, sakatat, yeşil yapraklı sebzeler vb) tüketmek, folik asit açısından zengin (pırasa, muz, brokoli), pekmez tüketmek önerilmektedir.

Hemoglobin Yüksekliği

En sık hemoglobin yüksekliği nedenleri arasında havadaki oksijen düzeyinin düşük olduğu yüksek rakımlı bölgede yaşam, polistemia vera olarak bilinen kemik iliği bozukluğu, akciğer hastalıkları (KOAH, amfizem, pulmoner fibroz), kanser (böbrek tümörleri vb), sigara içmek, alkol tüketimi ve anabolik steroidler (örneğin sentetik testosteron) veya eritropoietin gibi performans artırıcı ilaçların kullanımı yer almaktadır. Kaşıntı, halsizlik, baş ağrısı, baş dönmesi, terleme, ağrılı eklem şişmeleri vb belirtilere yol açabilir. Yüksek hemoglobin seviyesine neden olan hastalıkları tedavi etmek, hemoglobin seviyesini normale döndürür; ayrıca bir kan alma prosedürü olan flebotomi hemoglobin seviyesi normale dönene kadar tekrarlanarak hekim tarafından uygulanabilir. Susuz kalındığında da, kan hacminde azalma meydana geleceğinden hemoglobin seviyesi normalin üzerine çıkabilir, bu sebeple özellikle egzersiz sırasında bol su içmek normal hemoglobin seviyesini korumak için ihmal edilmemelidir. Yine sigarayı bırakmak, sigara içenlerde artan hemoglobin seviyelerini düşürmek için önem arz eder.

Sigara içimi ile de maruz kalınan, doğalgaz, gaz yağı, benzin, tüp gaz, kömür, odun gibi yapısında karbon bulunan yakıtların yanma¬sı/tam olarak yanmaması sonucu açığa çıkan karbonmonoksit (CO) gazı hemoglobine oksijenden 200 kat daha hızlı bağlanır ve karboksihemoglobin (COHb) oluşur. Normal COHb düzeyi erişkinde %0,5-3; sigara içenlerde % 4-12; yenidoğanda % 3-7 civarındadır. Kalorifer işçileri ve şehir içi araç sürücülerinde %10’lara ulaşır. Bu geri dönüşsüz bağlanma sonucunda vücutta oksijen azalır ve karbonmonoksit zehirlenmesi meydana gelir. Zehirlenme COHb %15 iken başlar, toksik düzey %20-50; öldürücü düzey ise %50-60’ın üzeridir. Kanın dokulara yeterince oksijen taşıyamadığı karbonmonoksit zehirlenmesinde ilk belirtiler baş ağrısı, yorgunluk hissi, mide bulantısı, nezle hali (ateş görülmez) iken, tablo bilinç kaybı ve ölüme kadar ilerleyebilir. Genellikle belirtilerin ağırlığı CO düzeyi ve maruz kalınan süre ile ilişkilidir. Karbonmonoksit zehirlenmesi gebeler, iki yaş altı çocuklar, yaşlılar, kansızlık, solunum sistemi ve kalp hastalığı olan kişiler için daha büyük risk oluşturmakta iken; trafik polisleri, itfaiye çalışanları, kapalı garaj çalışanları, çelik endüstrisi çalışanları, boya temizleme işlerinde çalışanlar, kazan dairesinde çalışanlar, oto tamircileri riskli meslek gruplarıdır. Zehirlenen kişilerin hızla ortamdan uzaklaştırılması ve açık havaya çıkılması ve tıbbi yardım almaları gereklidir.

Tam kan testlerinde hemoglobinle ilgili değerlendirilen diğer kriterler şunlardır:

Ortalama korpuskular hemoglobin (MCH) (Mean Corpuscular Hemoglobin) eritrositlerin oksijen taşıma kapasitesini gösterir. Büyük boyutlu (makrositik) eritrositler, yüksek MCH gösterirken, küçük boyutlu olanlar (mikrositik) düşük MCH değeri gösterirler. Normal değerler bebeklerde 25-40 pg arasında; erişkinlerde 26-34 piktogram (1 piktogram bir gramın 1 trilyonda biri) arasında bulunur. MCH yüksekliği genel olarak folik asit ve B12 vitamini eksikliği sebepli makrostik anemi hastalarında görünür. Karaciğer hastalıkları, tiroid hastalıkları, löesmi, bazı enfeksiyonlar, östrojen içeren ilaçların aşırı kullanımı, ilaç yan etkileri, alkol tüketimi de MCH'nin yüksek çıkmasına neden olabilmektedir. Belirtileri arasında denge kaybı,baş ağrısı, çarpıntı, halsizlik, solukluk, nefes darlığı görülebilmektedir.

Ortalama korpuskular hemoglobin konsantrasyonu (MCHC), eritrosit içindeki ortalama hemoglobin düzeyini gösterir. Düşük MCHC değerleri (hipokromi) demir eksikliği anemisi, talasemi gibi eritrosit içindeki hemoglobin miktarının azaldığı durumlarda görülür. Yüksek MCHC değerleri (hiperkromi) yanıklar ve daha nadir bir konjenital bozukluk olan herediter (kalıtsal) sferositoz gibi hemoglobinin eritrosit içinde anormal derecede yoğunlaştığı durumlarda görülür.


Dr. Suat Sarp

“Burada bulunan içeriğimize erişim sağlamadan önce internet sitemizin kullanım koşullarını incelemeni tavsiye ederiz.”

NN ve Albert Sağlık iş birliği ile
nn logo
albert health logo

Copyright © 2022 İyi Hayat