hemolotik optimized
Dr. Suat Sarp03-06-2022

Hematokrit Nedir? 

Tam kan sayımı değerlendirmesinde bakılan hematokrit değeri (HCT) ile ilgili merak ettiklerinizi bu yazımızda Dr. Suat Sarp sizin için kaleme aldı.

Tam kan sayımı/testi değerlendirilmesinde eritrosit sayısı, hemoglobin değeri, lökosit (beyaz kan hücreleri) sayısı ve alt türleri, trombosit (pıhtılaşma hücreleri) sayısı ve ortalama hacimler gibi pek çok parametre yanında hematokrit değerine (HCT) de bakılır.

Alınan kan numunesinde, eritrositleri plazmadan ayırmak suretiyle saptanan eritrosit hacminin plazma hacmine oranına hematokrit değeri denir. Hematokrit, alyuvarların toplam kan miktarına oranını ifade eder, yani eritrositlerin yüzde oranını gösterir (100 ml’lik kanda 40 ml alyuvar hücresi mevcutsa, HCT oranı %40 olur). Cam (kapiller) tüp içine alınan kan, tüpün kapalı ucu dışa gelecek şekilde santrifüj cihazına yerleştirilip ve yüksek devirde çevrildiğinde, merkezkaç gücü etkisiyle ağırlığı daha fazla olan eritrositler cam tüpün dış tarafına doğru itilirler. Santrifüj işlemi gerçekleşirken kandaki diğer hücreler kırmızı kan hücrelerinin arasında kalabilir; kan örneği uzun süre beklerse kırmızı kan hücrelerinin hacminde artış oluşabilir, bu durumlarda hematokrit değeri gerçek değerine göre biraz yüksek olarak hesaplanabilir. Ölçüm kanın ayrışan kırmızı (eritrositlerden oluşan) ve şeffaf (kan serumu ve akyuvarlardan oluşan) kısımlarının oranlanmasıyla yapılır; örneğin 10 cm boyunda bir tüpte kırmızı sütun 4 cm ise hematokrit değeri %40 olarak ölçülmüş olur. Günümüzde bu ölçümler kalibrasyonu yapılmış otomatik cihazlarda gerçekleştirilmektedir ve ölçülen ortalama eritrosit hacmi (MCV) ve eritrosit sayısının çarpımı ile hesaplanır.

Yeni doğan bebeklerde hematokrit oranı %55-68 aralığında iken, bir haftalık bebeklerde bu oran %47-65, bir aylık bebeklerde %37-49, üç aylık bebeklerde %30-36 aralığındadır. 1 yaşındaki bebeklerde %29-41, on yaşındaki çocuklarda %36-40 aralığı normal kabul edilir. Hematokrit değeri erişkin yaşta erkekler için %42-54, kadınlar için %38-48 aralığında normal kabul edilir. Gebelik döneminde, dolaşıma katılan kan miktarı artıp, yoğunluğu azaldığı için daha düşük HCT değerleri görülebilir.

Hematokrit Yüksekliği

Alyuvar hücrelerinin oksijen-karbondioksit taşınmasında yetersiz kalması durumlarında, doku ve organlara yeterli oksijen iletilememesi sebebiyle, kemik iliği telafi amaçlı eritrosit üretimini arttırdığında hematokrit yüksekliği meydana gelir.
Hematokrit değerinin yükselmesi ile kanın oksijen taşıma kapasitesi yükselir ancak bu durum kanın daha yoğun ve daha az akışkan olmasına yol açabilir. Uzun süren yüksek hematokrit oranı, kanın damar içinde pıhtılaşmasını, kalpte meydana gelen rahatsızlıkları ve felç riskini yükseltebilir.

Yüksek rakımlı bölgelerde yaşamak (yüksek rakımda havadaki oksijen düzeyi düşük olduğu için, eritrositlerin sayısı artarak oksijen taşıma açığı kapatılır), gebelik (gebelerde nadir rastlanan bu durum kalp, tip 2 diyabet, metabolik sendrom -yüksek tansiyon/bel çevresinin genişliği/yüksek kolesterol- gibi sorunların varlığına işaret edebilir), ciddi kan kayıpları durumlarında –işlev eksikliğini telafi amaçlı eritrositlerin artmasına bağlı olarak-; yakın zamanda kan nakli yapılması, ciddi sıvı eksikliği durumları (hemokonsantrasyon olarak adlandırılan, -dehidratasyon, yanıklar, aşırı kusma sonrası, bağırsak tıkanıklıklarında- kan dolaşımındaki sıvı hacminin kayba uğradığı ve yetersiz sıvı alımı durumlarında, eritrosit sayısının değişmemesi nedeniyle hematokrit değeri yüksek olarak tespit edilebilir), ağır egzersiz sonrası, kortizon ve doping ürünleri kullanımı, sigara tiryakiliği, karbonmonoksit gazı maruziyeti, kalp-damar-akciğer hastalıkları (kronik oksijen yetersizliği sebebiyle), uyku apnesi, tiroid hastalıkları, böbrek hastalıkları, polisitemia vera gibi kan hastalıklarında hematokrit yükselmiş olarak saptanabilir.

“Polistemi” (eritrosit sayısının normal değerlerinin üzerinde olması) tablolarında milimetreküpte 3,5-5,5 milyon arasında olması gereken eritrosit sayısı 7-8 milyona kadar, hematokrit değeri de %60-70’e kadar çıkabilir. Yeterli oksijen alınamaması durumlarına (yüksek rakımlı yerlerde yaşam, kalp yetmezliği vb) cevap olarak gelişen ikincil (sekonder) polistemiler yanında, kemik iliğinde kontrolsüz çoğalma sebepli kötü huylu birincil (primer) polisitemi tabloları (Polisitemia Vera) da mevcuttur. Halsizlik, baş ağrısı, ılık duş sonrası kaşıntı polistemilerin başlıca belirtileridir.

Hematokriti yüksek saptanan kişilerde eklem ve göğüs ağrıları, bulanık görme, karın ve kas ağrıları, baş ağrısı ve baş dönmesi, uyku sorunları, kulak çınlaması (tinnitus), kaşıntı (polisitemia vera denen kemik iliği hastalığında sıcak duş sonrası belirginleşir) yüksek tansiyon (hematokrit artışı ile kanın akışkanlığının değişmesi, kalbe uzak damarlarda direnç gelişimine neden olarak hipertansiyona neden olabilir) vb bulgular görülebilir.

Hematokrit yüksekliği saptananlar, demir içeren, kan yapan besin tüketimini azaltmalı, bol bol su tüketmeye özen göstermelidir. Kan bağışı yapmak da, eritrosit fazlalığını kısmi olarak azaltacağından tavsiye edilebilir.

Hematokrit Düşüklüğü

Eritrosit üretiminin azalması/zedelenmesi ya da eritrosit kaybına sebebiyet veren durumların varlığıyla hematokrit değeri düşer.

Hematokrit değeri kanamalar, dehidrasyon, anemiler, çeşitli besin unsurlarının eksikliği (demir-folik asit-B12 vitamini-B6 vitamini/piridoksin-B2 vitamini/riboflavin-bakır- C vitamini vb), gebelik (gebede hematokrit düzeyinin %30 seviyesinin altında olması anemi varlığına işaret eder ve folik asit-demir takviyesi gerektirir), kemik iliği hastalıkları, kronik enflamatuar hastalıklar, böbrek yetmezliği, tiroid hastalıkları, lösemi (kan kanseri), lenfoma (lenf bezi kanseri) gibi tablolarda düşebilir.

Başlıca nedenleri kan kaybı/yetersiz eritrosit üretimi/eritrosit yıkımı artması olan anemiler, hematokrit düşüklüğünün önde gelen sebepleridirler:

Demir eksikliği anemisi kan kaybı gibi durumlarda vücuttaki demir miktarının yetersiz olması sebebiyle, eritrositlerde oksijen taşımalarını sağlayan hemoglobin proteini işlevsel üretilemez. Menstruasyon (adet) kanamalarının fazla olması, sindirim kanalı ve idrar yollarındaki kanamalar, cerrahi operasyonlar, travma ve kanserler de kan kaybına sebep olabilirler.

Megaloblastik (megalo: büyük, blast: olgunlaşmamış hücre) anemilerde B12 vitamini ve folik asit eksikliği sonucunda kemik iliğinde üretim yavaşlar ve üretilen hücreler normalden daha büyük olarak tespit edilir.

Pernisiyöz (pernisiyöz: tahrip edici, öldürücü) anemide mideden salgılanarak -B12 vitamininin emilmesini sağlayan- “intrinsik faktör” üretilmesi ile ilgili problem vardır ve B12 vitaminin emiliminde azalma meydana gelir.

Hemolitik (hemoliz yapıcı: eritrositleri eriten-tahrip edici) anemilerde eritrositlerin yapısındaki doğuştan gelen çeşitli anormallikler sebebiyle yıkılmaları –normal ömürleri olan 120 günden- daha kısa sürede gerçekleşir ve üretime göre yıkımının artması nedeniyle kansızlık tablosu oluşur.

Orak hücreli anemide (hemolitik anemi türü), hemoglobinin yapısında gerçekleşen mutasyon ile anormal hemoglobin S oluşur ve eritrositler ortamda oksijen miktarı az olduğu zaman şekil değişikliğine uğrayarak orak şeklini alırlar ve işlevlerini yerine getiremez hale gelirler.

Aplastic (gelişme göstermemiş) anemi kemik iliğinde bulunan kök hücrelerin yeterli kan hücresi yapamadığı - her yaşta görülebilen- kan hastalığı tablosudur.

Gıda unsurları eksikliği kaynaklı kansızlıklar sebebiyle hematokrit düşüklüğü olan kişiler, kan yapan besinleri (zengin demir içerikli gıdalar: kırmızı et, sakatat, balık, yumurta, süt ürünleri, yeşil yapraklı sebzeler, kuru fasulye-mercimek gibi baklagiller, kurutulmuş meyveler vb. ve folik asit (B9 vitamini) içeren gıdalar: zenginleştirilmiş ekmek, kahvaltılık gevrekler, yeşil yapraklı sebzeler, kuru fasulye-bezelye gibi baklagiller, fındık vb. ile; B12 vitamini içeren gıdalar: kırmızı et, sakatat, midye ve istiridye gibi kabuklu deniz ürünleri, sardalya gibi küçük balıklar, orkinos-somon gibi büyük balıklar, süt-süt ürünleri, yumurta, zenginleştirilmiş kahvaltılık gevrekler) tüketmelidirler Hekimin uygun göreceği ilaçların ve gerekirse kan naklinin tedavide yeri vardır. Demir içerin ilaçların dışkıyı siyah renge boyayacağı bilinmeli ve dışkı rengine bakıp tablo sindirim sistemi kanaması ile karıştırılmamalıdır.

B12 vitamini vücutta sentezlenemediği için dışarıdan gıdalarla alınması zorunlu olan bir besin maddesidir. Vejetaryen beslenenler, gebeler, emzirenler B12 vitamin eksikliği açısından riskli grupları oluştururlar ve bu kişilerin düzenli olarak B12 vitamini seviyesinin takip edilmesi önerilir. B12 vitamininin düzeyinin 200-800 pg/mL arasında olması beklenmektedir; 200 pg/mL altındaki B12 vitamini düzeyleri düşük kabul edilmektedir. Günlük tüketilmesi önerilen miktarı yaklaşık olarak 2-3 mikrogram olan bu vitamin kırmızı kan hücrelerinin üretiminde vücudun normal fonksiyonlarının desteklenmesini sağlar.

Alkol tüketiminin sınırlandırılması ve düzenli egzersiz yapmak eritrosit değerlerinde olumlu etki yapan yaşam tarzı değişiklikleri arasında yer alır. Koşma, yüzme, tempolu yürüme vb. şeklinde yapılabilecek düzenli egzersizler vücudun oksijen ihtiyacında artış meydana getirerek, beynin -saptadığı bu oksijen ihtiyacını karşılamak için- eritrosit üretilmesi için sinyaller göndermesine neden olurlar.

Hematokrit düşüklüğü ve yüksekliğinde gerçek tedavi, hekimin kontrolünde tabloya neden olan ana problemin çözülmesi ile gerçekleştirilebilecektir.

Dr. Suat Sarp

“Burada bulunan içeriğimize erişim sağlamadan önce internet sitemizin kullanım koşullarını incelemeni tavsiye ederiz.”

NN ve Albert Sağlık iş birliği ile
nn logo
albert health logo

Copyright © 2022 İyi Hayat